Seaside

 

I went to the mall, and a little girl called me a terrorist. 

My name is Ela.  I am seventeen years old.  I am not Muslim, but my friend told me about her friend being discriminated against for wearing a hijab.  So I decided to see the discrimination firsthand to get a better understanding of what Muslim women go through. 

My friend and I pinned scarves around our heads, and then we went to the mall.  Normally, vendors try to get us to buy things and ask us to sample a snack.  Clerks usually ask us if we need help, tell us about sales, and smile at us.  Not today.  People, including vendors, clerks, and other shoppers, wouldn’t look at us.  They didn’t talk to us.  They acted like we didn’t exist.  They didn’t want to be caught staring at us, so they didn’t look at all. 

And then, in one store, a girl (who looked about four years old) asked her mom if my friend and I were terrorists.  She wasn’t trying to be mean or anything.  I don’t even think she could have grasped the idea of prejudice.  However, her mother’s response is one I can never forgive or forget.  The mother hushed her child, glared at me, and then took her daughter by the hand and led her out of the store. 

All that because I put a scarf on my head.  Just like that, a mother taught her little girl that being Muslim was evil.  It didn’t matter that I was a nice person.  All that mattered was that I looked different.  That little girl may grow up and teach her children the same thing. 

This experiment gave me a huge wakeup call.  It lasted for only a few hours, so I can’t even begin to imagine how much prejudice Muslim girls go through every day.  It reminded me of something that many people know but rarely remember: the women in hijabs are people, just like all those women out there who aren’t Muslim. 

People of Tumblr, please help me spread this message.  Treat Muslims, Jews, Christians, Buddhists, Hindus, Pagans, Taoists, etc., exactly the way you want to be treated, regardless of what they’re wearing or not wearing, no exceptions.  Reblog this.  Tell your friends.  I don’t know that the world will ever totally wipe out prejudice, but we can try, one blog at a time.  

Markete gittim ve küçük bir kız bana terörist dedi.

İsmim Ela. On yedi yaşındayım. Müslüman değilim, ama bir arkadaşım kendi arkadaşının türban taktığı için ayrımcılığa uğradığından bahsetti. Ben de birinci gözden bunu görüp bir müslüman kadının neler çektiğini anlamak istedim. 
Arkadaşımla birlikte başımıza eşarp sarıp markete gittik. Normalde, satıcılar bizim aperatifleri denememizi isterler. Tezgahtarlar bize yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sorarlar, indirimlerden bahsederler ve gülümserler. Ama bugün olmadı. Satıcılar dahil insanlar, kasiyerler ve diğer dükkan sahipleri bize bakmadılar. Bizimle konuşmadılar. Sanki biz yokmuşuz gibi davrandılar. Onları bize dik dik bakarken görmememiz için, gözlerini üzerimizde hissetmedim bile.
Sonra, bir markette, dört yaşlarında görünen bir kız, annesine bizim terörist olup olmadığımızı sordu. Kırıcı olmaya çalışmıyordu. Onun ön yargının ne olduğunu bildiğinden bile emin değilim. Fakat annesinin tepkisi asla affetmeyeceğim ya da unutmayacağım: Bize bakan kızını susturdu, ters ters baktı, sonra da dükkandan dışarı çıkardı.
Sadece başımdaki eşarp yüzünden. Aynen bu şekilde, bir anne kızına müslüman olmanın kötü, şeytanı olduğunu öğretti. İyi bir insan olup olmamam önemli değildi. Tek önemli olan farklı görünüyor olmamdı. O küçük kız büyüyüp diğer çocuklara da aynı şeyi öğretebilir.
Bu deneyim beni uyandırdı. Sadece birkaç saat sürdü, müslüman bir kızın her gün neler geçirdiğini hayal bile edemiyorum. Bu bana birçok insanın bildiği ama sadece birkaçının hatırlamaya tenezzül ettiği bir şeyi hatırlattı: Türbanlı kadınlar da insan, tıpkı dışarıda müslüman olmayan her kadın gibi.

Eski minder yüzünü göster göstermezsen bir poz ver güzellik mi, çirkinlik mi, havuz başında heykellik mi hangisiii??

Aşk sona erer ama anılar kalır. Ve soğuk davranman, gitmen kadar acı verir yüreğime..
Ama olmuyo bayram diye benim daşbord hep gavurlara kalmış……………………….
Akrabaları sevmediğim doğrudur

Malaysian artist Lim Zhi Wei adorns her watercolors entitled “ Flowergirls” with real flowers, to a stunning effect.

Doğrusu ben tam bir enayiyim. Evet evet öyleyim baylar bayanlar.

Bakıyorum bir kütüphanem bile yok. Hani böyle odanızın bir köşesinde bulunan kitaplık olayı. Nedeniyse benim saflığım. 

Hala akıllandım mı emin değilim fakat ben tam bir kitap-kaptırıcıyım. Şimdi efendim olayı özet geçersek:

Benden kitap istiyor arkadaşlarım,veriyorum,geri vermiyorlar. 1 oluyor,2 oluyor,3 oluyor,4 oluyor ve olmaya devam ediyor. Allah’tan aynı kişiler değil yoksa tam teşekkürlü enayi+salak gibi hissederdim kendimi. Diyorum kitaplaşmak güzeldir, geri verirler ama yok arkadaş herkes sen değil işte!

Tamam geri verenlerde var ama arkadaş o kitabın hali ne!! Senin malın mı afedersin! Hadi benim kitabım ama ben bile kıyamıyorum sayfalarını özene özene çeviriyorum,üzerine dantel örtüyorum anlatabildim mi?

Kusura bakmayın öfkemide kusmam lazım bir yere kadar. Ama kendime sizlerin huzurunda söz veriyorum tumblr insanları; üniversitede kimseye kitap vermeyeceğim gerekirse bunun uğrunda yalan söyleyeceğim.

Yoksa ben kitap vere vere milletin kitaplığını büyüteceğim hoş okuyolar mı emin bile değilim. Çünkü hala aynı hıyar turşuları da kendileri. Beni görüp mahcup bile olmuyorlar. Arsız kitap hırsızları!!

Tamam sakinim. Sözümde söz! Hadi eyvallah..

Tanrım, çayı demledim.
daha önce hiç bu kadar ölmemiştim.
Ahmet Erhan

Çok sevdiğim edebiyat öğretmenim ders kitabında şiiri olan Ahmet Erhan için “Bakın nasılda kırılgan bakıyor. Buruk bir gülümsemesi var. Naif bir adam,nazik bir adam. Tam bir şair,kanadı kırık kuş gibi. Erken öleceğini belli ediyor bakışları.” demişti 

Ertesi gün çöp